Orman Maceraları

13:56:00

  Küçüklüğümden beri bir bela makinesi olmuşumdur . Nereye gidersem , neye dokunursam başıma bir iş gelir . Buna şanssızlık olarak yorumlamıyorum , zira şansa inanmam ben , her şey nasip kısmet işidir bence. Fakat sakarlığım ve yerimde duramamam nedeniyle, sürekli başıma iş açarım . Yani biraz kendim kaşınırım .

Şu sevimli kedilere de uğursuz demeyin ya
  Tatilde  Isparta'da olduğumu yazmıştım - hem de defalarca - , hazır buradayken Kovada Gölüne gidelim dedik . Neyse efendim bir sabah erkenden kalkıp misafirler gelmeden evden kaçtık ( günde 1500 tane misafir gelir mi , insaf ya ) .

  Göle gitmeden Burdur da yer alan Sagalassos antik kentine gittik , -burayı sonra detaylıca anlatacağım inşallah - gezerken canımız çıktı, yürümekten ayaklarımız patladı . Sonra yorgun argın göle doğru yola çıktık . Biz göl kenarında yemek yemeyi planlıyorduk , dedemse göle uzak bir restaurantta yemeğe götürdü bizi ama ben gölü görecem - aynı zamanda milli park - fotoğraf çekeceğim diye tutturunca , mecbur yemek yemeden göle gittik .


  Zar zor göle geldik ama yollar o kadar kötü ve kıvrımlıydı ki kısa sürede varılacak yere saatlerce varamadık . Vardığımızda hava kararmasına birkaç saat kalmıştı , daha da kötüsü yemek yiyecek yer bulamamıştık , gölün yanında ds araba park edecek yer yoktu babam ilk park edebileceği yere park etti . Sonra ormana babam ,annem ve Enis'le (3.5 yaşındaki kardeşim ) gitti ama uzun süre beklememize rağmen gelmeyince ben panikledim , üstelik şekerim sıcak ve korkudan fırlamıştı . Telefonla aramaya çalışmama rağmen telefon çekmiyordu , ben arabada ayılıp bayılırken en sonunda geldiler . Nerede olduklarını sorduğumda babam gayet rahat bir şekilde ''göle bakıyorduk , haaa birde bir kartal, ördeği kaptı'' dedi . Bana o anda bir şey oldu , ne kartal mı  ?! Burada mı ?! Tabi ben delirdim niye orda duruyorsunuz , ya bir şey olsa diye . Babam bu sefer bana gülmeye başladı , ben daha da delirdim .

  Ben delirirken , ergen kardeşim homurdanmaya başladı , yemek yemek istiyormuş ona derhal bir şeyler yedirip eve götürmeliymişiz ( bak sen hanımefendiye ! ) . Neyse biz fellik fellik restaurant aramaya başladık , gölün etrafında döndük durduk , bir yer zar zor bulduk ama bir acayipti yemek yoktu, beklersek yapacağını söyledi orda ki çocuk , babam tamam dedi , biz istemesek de razı olduk . 

  Beklerken ben çok zekice bir hareket yaparak , ormana tek başıma fotoğraf çekmeye gittim . Yanımda makinem dışında hiçbir şey almadım , nasıl olsa yakın ne olacak dedim . Neyse ormana indim , hava kararıyor ve kimse yok arada sesler geliyor ama nerden bilmiyorum, fakat fotoğraf çekerken başka şey düşünmediğim için takmıyorum bile . Oysaki daha bir iki ay önce ormanda fotoğraf çekeceğim diye kaçırılıyordum ( bu çok acayip bir hikaye Allah korudu o zaman beni )  ve az öncede babama kızıyordum ya bir şey olursa diye ama ben hiçbir şekilde ders almadığım için daha da ilerledim.
Yemek yemek için gittiğimiz yer böyleydi
  İlerledim göle vardım daha doğrusu benim gittiğim kısım bataklık, böcekler ve kurbağalar dolu aniden zıplayıp ödünüzü patlatıyorlar . Ben ağzı açık ayran budalası gibi dolaşırken , suyun iyicene bataklık gibi olan kısmında , büyük ihtimalle zehirli ( yada benim abartım ) olduğunu düşündüğüm bir kurbağa gördüm, hareketsiz duruyordu dedim buna iyicene yaklaşayım , güzel video çekerim .

İşte o meşhur kurbağa
  Bu sırada gölün üstünde devrilmiş bir ağaç gövdesi gördüm üzerine çıkıp fotoğraf çekmeyi düşünüyordum , tam ayağımı attım hareket etti, sonra vazgeçtim bu kesin batar diye düşündüm .


  Ben iyice uzaklaşmışım hava baya kararmış ve başım dönüyor elim ayağım titriyor, tam bu sırada yakından adam sesleri duydum iyice korktum sessizce geldiğim yöne yöneldim . Gittim gittim geldiğim yeri bulamadım , geldiğim yolu arıyordum ama gözüm kararıyordu . Derken anneannemin sesini duydum bana sesleniyordu , bende seslendim ama duyamadılar zaten gücüm de yoktu . O dakikalar yaşadığım ekşını anlatamam , öyle böyle korkmadım , yanımda bana ulaşabilecekleri bir şey yok, hava karardı , korkuyorum , elim ayağım titriyor bayılacağım birazdan  . Bir o tarafa bir bu tarafa koşuyorum ama yolu bulamıyorum - ettiğim duaları siz düşünün - . Sonunda ağaçların arasında bir boşluk gördüm o yöne doğru yöneldim ve en sonunda çıkışı buldum .

Ormandan çıkmaya çalışırken böyle  hissediyordum

  Ama ormanda kurtlar kuşlar yeseymiş beni keşke, bir geldim sen neredesin , hava karardı , niye cevap vermiyorsun gibi zibilyon tane soru ve azar ile karşılaştım . Kardeşimde bir yandan açlık bir yandan da ergenliğin verdiği sinir ile bana kızdı az önce babamlar laf ediyordun şimdi sen kayboldun !  Haklılardı yine ders almamış ve başımı derde sokmuştum ve biz oradan yemek yiyemeden ayrıldık - evet aç kaldık - .

  Bol ekşınlı hikayem burada bitti ama ders aldım mı? Hiç sanmıyorum, bir sonraki saçma hikayemde görüşmek üzere  ...

Not : Gezdiğim yerleri ve çektiğim fotoları görmek için : saltcik

You Might Also Like

5 yorum

  1. Daha önce kaçırılıyordum da ne demek amannnn allah korusun :( Bizimkiler de geciktiğinde aklıma hep kötü şeyler geliyor nedense. Dikkat et kendine bak kaçırılma olayından sonra korktum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaçırılmadım çok şükür ama saklanmasak (arkadaşımla beraberdik ) başımıza ne gelirdi kim bilir , Allah korudu. Hahaha bende yarım saat gecikince paniklemeye başlıyorum.

      Sil
    2. İyi ki yalnız değilmişsin. Kötü bir huy :)

      Sil
  2. ay saliha nerden geliyor böyle şeyler aklına...:)

    YanıtlaSil
  3. Ya hahhaha, çekiyorum belayı ne yapıyım :D

    YanıtlaSil